21 Mart 2016 Pazartesi

Titreye Titreye Neden Mimleyemedim


   Değerli Blog Okuyucularım,

   Haftanın Blog Keşif etkinliğine katıldım. İki hafta ''Haftanın Blogu'' seçildikten sonra benimde Haftanın blogu keyif etkinliğine katkı da bulunmaya düşündüm.  Bir önceki yazımda haftanın blogunu salı günleri seçip blog sayfamda yer vereceğimi belirtmiştim. Lakin hiç hesap etmediğim bir hastalanma süreci yaşadım.

   Hayat bir daha bana öğretti ki, ne hesap yapmaya, ne plan yapmaya, nede verdiğimiz sözleri yerine getirebilecek kadar uzun olmadığını gösterdi. Bir saniye sonrasını istediğimiz gibi yaşamak bazen mümkün olmayabiliyor.

   Pazartesi günü sabahı heyecanla ve mutlu bir şekilde ''Haftanın Blogu'' etkinliğine katılmak için önce haftanın blogunu seçmiştim. ''Haftanın Blogu'' hakkından kısa bir yazı yazmıştım. Haftanın blogu hakkında sormak istediğim soruları yazmıştım. Yazıma uygun resimler, görseller seçmiştim.

   Akşam üzeri sondayı aldım. Bilgisayarımı açtım. Haftanın Blog için hazırladığım sorulara kendi düşüncelerimi yazarak cevaplayıp paylaşacaktım. Yavaş yavaş bir üşüme, bir titreme ve hızla vücuduma yayılan bir ateşle karşı karşıya kaldım. Parmaklarımın klavyenin üzerindeki dokuma hakimiyeti kollarımın direnme gücüne daha fazla dayanamadı. Kısa süreli aralıklarla kollarıma bir birine adeta kenetleniyordu.

   Git gide parmaklarımla bilgisayar arasında mesafe uzaklığında artmaya başladı. Sanki bilgisayarımla parmaklarım kilometrelerce uzaktaydı. Yanı başımda kanepe oturan abime üşümeye, titremeye, ateşlenmeye başladığımı söyledim. Abim hemen eline anlıma koydu ateşin çıkmış dedi.

                                       


   Beni yüzün yukarı yatış pozisyonuna çevirdi. Derece ile ateşimi ölçtü. İki saate yakın bir süre soğuk bez tedavisi uyguladı. Daha önce Aile doktorumuzun yazmış olduğu bir tane girip ilacını hemen içtim. Elbiselerimi değiştirdim. Daha bol ve ince giyindim. İlk etapta fazla bir faydası olmadı. Bol bol sıvı tükettim. Ev yapımı tarhana çorbası içtim.


                                                  


   Ballı limonlu sıcak su içtim. Ağrı kesici ateş düşürücü  ve grib enfeksiyonu için İlaçlar kullandım bir gün boyunca  yine geçmedi. Soğuk bez tedavisini neredeyse her iki saatte bir uyguladık yine geçmedi. İlerleyen saatlerde titremenin etkisiyle kalbimde sancı ve baskı oluşturmaya başladı. Durumunda bir iyileşme olmadı.

   Salı günü akşam üzeri abim hastaneye götürdü. Doktor hanıma durumu anlattık. Muayene etti. Boğazlarım da ağrı vardı. Boğazlarında kızarıklık oluşmuş buna bağlı  gribal enfeksiyon var dedi. Bir tane gribal enfeksiyon için ilaç yazdı. Birde ağrı kesici yazdı.

   Doktor hanım, bu ilaçları kullan ancak geçer diye söyledi. Bir tane ağrı kesici ve ateş düşürücü iğne vurulması için rica ettim. Bende titreme aldı başını gidiyor. Doktor hanım titrediğimi gördükten sonra sağlık memurundan bir tane iğne vurulmasını istedi. Sağlık memuru bana iğneyi vurdu. Kısa bir şekilde gribal enfeksiyon için yapmış olduğum tedavi yöntemlerimi anlatmaya çalıştım.
  
   Neyse hastalanma konusunu daha fazla anlatmak istemiyorum. Böylelikle titreye titreye mimle yemedim değerli blog arkadaşıma.Bu süre zarfında hep aklım yazımda idi. Biraz iyi hissetsem hemen yazımı tamamlayıp blogu eklemek istiyordum. Maalesef bu yazımı ''Haftanın Blogu'' yazısını olarak yazamadım.

   Değerli Engelsiz Renkler okuyucularım. Sizlere karşı çok mahcubum Haftanın blogu etkinliği görevimi yapamadığım için ayrıca üzgünüm sizlerin affına sığınarak özür diliyorum. Sizlere duygularımı ve yaşadığım süreci anlatmak için böyle bir yazı yazma ihtiyacı hissettim. Taktir artık sizindir. Umarım anlayışla karşılarsınız.

   Diğer üzüldüğüm bir konu ise, severek bloglarını takip ettiğim yazılarını keyif alarak baştan sonuna kadar okuduğum blogger dostlarımın yazılarını okuyamamış olmamdı. Sizlerden de bütün samimiyetimle özür dilemek istiyorum. Affınıza sığınıyorum.

   Şimdiye kadar her okumuş olduğum blog yazılarının altında bulunan yorumlar kısmında o konu hakkında düşüncelerime paylaşmışımdır. İnşallah bundan sonrada takip ettiğim veya edeceğim blogger arkadaşlarımın yazılarını okur ve yorumlarda bulunurum.

   Amacım daha fazla blog keşfetmek daha fazla kişiyle tanışıp, daha fazla yorumlarda bulunmak istiyorum. Blogumu takip edip, ziyaret eden yorumlar kısmında tavsiyede ve önerilerde bulunan düşüncelerini benimle paylaşan değerli okuyucularıma, arkadaşlarıma mümkün olduğunca hemen geri dönüş yapıyorum.

   Bir soruları veya önerileri var ise hemen dikkat edip samimi bir şekilde cevaplamaya çalışıyorum. Yorumlarda bulunan blogger arkadaşlarıma buradan şükranlarımı sunuyorum. Desteğiniz ve samimi yorumlarınız bana ayrı  bir enerji ve motivasyon veriyor.

   Tam iyileşmiş ol masamda çok şükür bu sabah biraz daha iyiyim. O üşüme halim, titreme halim, ateş halim geçti. Vücut ısısı normale dönmeye başlıyor. Biraz daha kendimi iyi hissediyorum. Blogumun sorumluluk anlayışıyla bir an önce hareket etmek istedim. Ne kadar hasta olmuş olsam.

   Bu sorumlulukla hareket edip hemen babamdan bilgisayarımı önüme istedim. Bu yazımı yazmaya sabah yazmaya başlasam da gece 22.17 itibaren anca yazabildim.Daha fazla sizlerle birlikte olmak isterdim. Lakin vücudum hala yorgun ve bitkin. Parmaklarım zaman zaman uyuşuyor. Baş ağrısı iki şakaklarım arasında dağılıyor. Zihnim kendini daha fazla yorma diyor.

   Bu yazımı artık yazmaya devam edemeyeceğimi hissediyorum. Haftanın Blogu gününü salı günleri gerçekleştirebileceğimi söylemiştim. Bugünkü ve yarın ki durumuma göre hareket edip bir an önce yazımı yazma çalışacağım. Ne zaman yazımı tamamlarım blog sayfamı eklerim bilmiyorum. Bunda da vardır bir hayır diyorum. Bugünkü yazımı burada bitiriyorum.

   Not : Blogumu yazıya eklediğim gün herhalde o günde haftanın blogu seçme günüm olur. Tekrar sizlerden özür diliyorum. Sizlerin affına sığınarak hakkınızı helal edin. Umarım nice bir çok yazılarda paylaşımlarda beraber blog topluluğunda buluşur, nice etkinliklerde beraber oluruz.

   Allah Herkesin Yar Ve Yardımcısı Olsun. Sağlıcakla Kalın, Selametle Kalın. 
   Sevgilerimle.








Abdullah Tığ
Abdullah Tığ

Ben Abdullah Tığ. Ben kimim diye merak edenler için, kendimle alakalı kısa bir bilgi vermek istiyorum. 1980 yılında güller diyarı Isparta'nın yedi renkli doğa harikası olan Eğirdir ilçesinde doğdum.

2 yorum:

  1. Çeken bilir çektiğini oğlum. Zaman kısıtlılığından okuyamadığım bu yazına baktım da şimdi. Hasta olmana rağmen çabalaman, ne kadar takdir edilesi, biliyorsun değil mi Abdullah? Dilerim grip falan olmazsın bu sene oğlum. Yapacağız desek de insanız, bazen yapamayabiliriz. Sakın üzme kendini. Sevgilerimle oğlum .

    YanıtlaSil
  2. İnsan içinde çok şeyleri yaşıyor. Bazen kelimeler bile anlatamıyor. Ece teyzem ne zaman isterseniz kapım size açık. Vaktiniz olduğu zaman okuyabilirsiniz. Benimde yazı yazmaya başlayınca vaktim bir günde geçiyor. Ben de sizin bütün yazılarını okumak istediğimde o zaman yazı yazamıyorum. Kışın başında oldum. Bir serumla atlattım. Kısa sürdü. Destekleriniz her daim hissediyorum. Umarım grip olmam. Mümkün olduğu kadar kendimi üzmüyorum. Hayatımda Neşeyi ve gülümsemeyi eksik etmemeye çalışıyorum.
    Saygılarımla Ece teyzem.

    YanıtlaSil


1. Engelsiz renkler kişisel web yolculuğunun kuruş amacı iletişimi yazarak, konuşarak ve deneyimlerimizin birimi sonucunda doğru bilinen yanlışlıkları hep beraber görmemize sağlamasıdır.
2. Söz ağacımızın panorama sayfası etkinliğinin kuruşu amacı ise kendinize vereceğiniz bir söz, paylaşacağınız bir konu, yapacağınız bir öz eleştiri, kendinize neler kattığınıza bildirir.
3. Sevdiğiniz veya sevmediğiniz her konuya dilediğiniz ölçüde öz eleştiri yapma hakkınızın var olduğunu sakın unutmayın !
a. Kendi özgün yorumunuz sizinle iletişim kurmamızı sağlar.
b. Rica ediyorum yorum bölümüne veya özelden ben size takibime aldım size de blog sayfama beklerim demenize gerek yok !
c. Karşılıklı yorum yapalım, takip edelim hem gelişimimizi hem de büyümemizi katkı sağlayalım demenize gerek yok ! Tanımak, iletişim kurmak ve okuma isteği olanlar zaten gereğini yapar.
d. Demem o ki ilk önceliği blog sayfası olanlara, takip etmek için takip edenlere, yorum yapmak için yorum yapmaya arzulayan veya başka bir düşüncesi olan kişilerle mümkün oldukça iletişime geçmiyorum.
e. Böyle düşüncesi olanlara saygı duyuyorum ! Kendi adıma kusura bakmayın diyorum ! Belkide blog dünyasında böylelerine ihtiyaç vardır onu bilemiyorum ! Herkese blog yaşamında başarılar diliyorum.
Saygılarımla.