20 Mart 2016 Pazar

Terapideki Sakinlik



  Terapiden çıkmıştım… Mutsuz da değildim mutlu da değildim…Terapiye gelirken mutlu ve neşeliydim… Zor bir hafta geçirmiş olmama rağmen, sakin ve neşeliydim. Merve hanımla gecen hafta konuştuklarımıza öyle odaklanmışım ki, ilerle-yemediğim hakkında kendimi sorguluyordum…

 Neden ilerleyemiyoruz? Eksik olan neydi? Benim göremediğim ve yapmadığım neler vardı? Merve hanımın odasında başlayan düşünce fırtınası, beni biraz öfkeli, biraz gergin, biraz da sinirli yapmıştı.

  Buna rağmen ve her şeye rağmen gene de çok sakindim. Merve hanımın verdiği aktivite kayıt formlarını yapmış ve vermiş olduğu kitapları okumuş, hatta ilk defa üst üste okumuş olduğum kitapların özetini bile çıkarmıştım. Kitap okuma alışkanlığım ise hızla ilerliyordu ve bunu hissetmek çoğu zaman benim mutlu ve neşeli olmamı sağlıyordu.

  Hayatımda yavaş yavaş bir çok ilkleri yapmaya başlamıştım. İkili ilişkiler kuruyor ve uzun yıllar sonra fizik tedaviye başlamıştım. Düşünmeye, sorgulamaya, araştırmaya ve en önemlisi de paylaşmaya başlamıştım.

 Şimdiye kadar kimseyle konuşmadığım olayları, düşünceleri ve yaşadıklarımı paylaşıyordum. Bu benim için çokta kolay bir şey değildi…Hiç tanımadığınız birisine ve hayatınızda o ana kadar hiç olmayan birisine yaşamınızı ve yaşadıklarınızı anlatıyorsunuz. 15 senedir engelli olarak yaşıyorum…

  Bunun 8 senesini ailemden başka hiçbir kimseyle konuşmadan, dışarı çıkmadan, üç pencereli bir odanın içerisinde yaşadım ve yaşıyorum. Bu üç pencere odam bolca güneş ve ışık alıyor. Yatağımda oturduğum zamanlarda ise karşımda Eğirdir gölünü görebiliyorum. Evimin hemen önünde de çam ağaçlarıyla kaplı bir yeşillik harikası olan orman var.

  Siz bu göl ile orman manzarasını üst üste perdelerle örtüp ne güneş ne ışık ne de manzara sadece ışıksız yalnızlığı seçiyorsunuz… O günlerdeki ruh hallerimden bu günlere gelirken küçük sayılsa bile bir çok adım atarak geldiğimi düşünüyorum. Şimdi ise perdeler açılıp örtülse de odamdaki güneşten, ışıktan ve manzaradan nasibimi almaya çalışıyorum.

                                       

Abdullah Tığ
Abdullah Tığ

Ben Abdullah Tığ. Ben kimim diye merak edenler için, kendimle alakalı kısa bir bilgi vermek istiyorum. 1980 yılında güller diyarı Isparta'nın yedi renkli doğa harikası olan Eğirdir ilçesinde doğdum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder


1. Engelsiz renkler kişisel web yolculuğunun kuruş amacı iletişimi yazarak, konuşarak ve deneyimlerimizin birimi sonucunda doğru bilinen yanlışlıkları hep beraber görmemize sağlamasıdır.
2. Söz ağacımızın panorama sayfası etkinliğinin kuruşu amacı ise kendinize vereceğiniz bir söz, paylaşacağınız bir konu, yapacağınız bir öz eleştiri, kendinize neler kattığınıza bildirir.
3. Sevdiğiniz veya sevmediğiniz her konuya dilediğiniz ölçüde öz eleştiri yapma hakkınızın var olduğunu sakın unutmayın !
a. Kendi özgün yorumunuz sizinle iletişim kurmamızı sağlar.
b. Rica ediyorum yorum bölümüne veya özelden ben size takibime aldım size de blog sayfama beklerim demenize gerek yok !
c. Karşılıklı yorum yapalım, takip edelim hem gelişimimizi hem de büyümemizi katkı sağlayalım demenize gerek yok ! Tanımak, iletişim kurmak ve okuma isteği olanlar zaten gereğini yapar.
d. Demem o ki ilk önceliği blog sayfası olanlara, takip etmek için takip edenlere, yorum yapmak için yorum yapmaya arzulayan veya başka bir düşüncesi olan kişilerle mümkün oldukça iletişime geçmiyorum.
e. Böyle düşüncesi olanlara saygı duyuyorum ! Kendi adıma kusura bakmayın diyorum ! Belkide blog dünyasında böylelerine ihtiyaç vardır onu bilemiyorum ! Herkese blog yaşamında başarılar diliyorum.
Saygılarımla.