21 Mart 2016 Pazartesi

On Dört Şubat'a Neden On Dört Tane Soru Hazırladım


Değerli blog okurlarım,

   Sizlere on dört şubat sevgililer gününe hitaben düşüncelerimi yazmak istiyorum. Bir insan olarak bu ülke sınırları içerisinde yaşayan sıradan bir vatandaş olan ben. Trafik kazası yapma sonucu ağır bir engelli olarak yaşamaktayım. Blog yazılarımı okuyan veya beni yakından tanıyanlar bileceği üzere ben bir engelli bireyim.

    Engelli bir kişi olarak on dört şubat sevgililer gününü diğer bir yarımla yaşamak isterdim. Belkide hayatımın geri kalanını  bu duyguları bir daha yaşayamadan göremeden göçüp gideceğim bu diyardan. Öncelikle sevgiye paylaşanların, sevgili olanların, sevgililer günlerini kutlarım. Sevgilisi ve eşi olan kişilerin mutlulukları, sevgileri, aşkları, sağlıkları daim olsun. Bu duyguyu yaşamayan kişilerinde en kısa zamanda yaşamalarını temenni ederim.
                         
      

    Bugün her zamankinden başka bir şeyler yapayım dedim. Sevgi adına, aşk adına, engelliler adına, aile adına ve bir de on dört şubat sevgiler gününe on dört soru sormak istedim. Umarım yazımı beğenirsiniz neyse hemen konuya değineyim. Evlilik ve aile kavramlarının bir bütün olduğunu düşünüyorum.

   Aile olmak kutsal bir kurumdur. Engelli olmaktan ve evlilik yapma isteğinden önce gelir . Toplum olarak  ilk önce bunu bilmeliyiz. Aile yani eşittir yapı taşı anne  baba ve kardeşler olmak üzere oluşmaktadır.

  Bir çocuk düşünelim ailesi ile bağı sağlam temeller üzerine kurmuş sorumluluk bilinci ile yetişmiş. Kendi başına bir şeyler yapmasına izin verilmiş. Olumlu davranışlar sergilediğinde ödüllendirilmiş. Güçlükler karşısında güçlü olmayı öğrenmiş bireyler olsun.

  Engelliler hakkında bilgi sahibi olsun onların yaşayış biçimlerini yakından takip etsin.  Sizce engelli biriyle karşılaştığında engelli engelsiz ayrımı yapar mı?  Bu kişi ister erkek isterse  kız çocuğu olsun far keder mi bence fark etmez. Daima onların yanında olabileceğini bilir. Çünkü herkesin bir engelli adayı olduğunu bilir.

    İnsan hayatında sevgi, saygı, aşk, sorumluluk, vefa , vicdan, merhamet kavramları ile yoğrulmuş ise, bu toplum içerisinde gerçekten yaşadıklarını hissettiren kişiler olduklarını düşünüyorum. 
Bir ülke olarak engelli toplumuyuz. Ülkemizin % 12'sini biz engelliler oluşturmaktayız. Aile başlayan bir serüven bir birey olarak toplumla bütünleşmeye başladığı zaman devreye örfümüz, adetlerimiz, kültürümüz ve bencilliklerimizle eşliğinde devam edip gidiyor.

    Bir birey olarak ne kadar kültürümüze, örfümüze bağlı bir şekil de yaşıyoruz. Konuşulması ve tartışılması gereken asıl konu bunlar değil mi?. Durum böyle olunca ailede başlayan serüven yine ailede son buluyor.

   Nasıl mı? İster doğuştan engelli olsun isterse sonradan olsun. İster erkek isterse bayan.Sonuçta bir engellilik durumu ortaya çıktığında engellileri aileleriyle, kederleriyle baş başa bırakıyoruz. Sözde yardımı,  paylaşmayı seven bir millet olarak övünürüz. Oysa hiç de öyle olmuyor.

   Damdan düşenin halini ancak damdan düşen anlar değimi bile bazen kifayetsiz kalıyor. Böyle bir durum karşısında engelliler ve engelli aileleri zaman hızlı bir şekilde ilerlerken kendi iç dünyaların da sert bir katman topluluğu oluşturuyorlar.

   Basit bir örnek vermek istiyorum. Televizyon kanallarında bir çok evlilik programları yapılıyor. Uzun zamandan beri takip ettiğim evlilik programlarında edindiğim izlenimleri yazayım. Oraya evlenmek için gelen kişilerin ilk baktıkları şeyler neler biliyor musunuz?

   İnsanlar ilk önce görüntüyü önem veriyorlar sonra paraya malına işine gücüne vs önem veriyorlar. En önemli unsuru ikinci sırada yer veriyorlar. Sevgi, saygı, vefa, yardımlaşma, paylaşma, kişilik özellikleri karakteri gibi özellikten bahsediyorlar.
  
  Karşılıklı oturum tanışmak, anlaşmak empati kurmak gibi bir düşünceleri yok. Erkek içinde aynı bayan içinde aynı. Ben senden elektrik alamadım sen beni taşıyabilecek misin diye konuşmalarda bulunuyorlar.

   Erkek  boylu boslu yakışıklı cesaretini toplamış karşına çıkmış. Söylemleriyle ve davranışlarıyla tutarlı bir kişi olarak ekranın karşısında bulunuyor. Hanım efendi ise onu beğenmiyor. Sen beni taşıyamazsın diyor. Bilmiyor ki yürek istedikten sonra her şeyi kaldırır. Vücut ise yüreğin kaldırdığı kadarını kaldırır.

                                   

    Aynı şekilde bir hanım efendi geliyor erkeğin karşısına oturuyor o kişiyi beğendiğini, sevdiğini dile getiriyor. Erkek ben sizden elektrik alamadım diyor. İlerleyen günlerde başlayan tartışmalar bir duygu seli ile bir ağlayış bir haykırış ile sonuçlanıyor.

    Bir anda duygusal bir çökme yaşıyorlar. Evlilik programlarını çıkan engelli kardeşlerimize gösterilen ilgi ve alaka bunlardan da uç seviyelerde olduğunu düşünüyorum.  Renkler ve zevkler kişiden kişiye farklılık gösterir bu deyime katılıyorum.

  Lakin bu işlerde bu kadar basit bir hala getirilmemeli diye düşünüyorum. Tabi ki her evlilik programını çıkan kişilerin ilk gelen talibi ile evlenecek diye bir şey yok. Benim burada anlatmak istediğim konu bir toplum olarak ne kadar görüntüye önem veren insanlar haline geldik,  insanların ilk görüşte düşündükleri hayatlarını etkiliyor. 

  Engelli ve engelsiz kişilerin evlilikle olan düşüncelerini geniş bir açıdan bakması gerektiğini düşünüyorum. Engelli bir kişi olarak bende evlenmek istiyorum. Bunu da laf olsun torba dolsun diye söylemiyorum.


   
                                     


   Evlenme isteğim olduğu yaklaşık dört yıl evvel ailemle paylaştım. Evlilik konusundaki düşüncelerimi yakın çevremdeki kişilere de bahsettim . Son olarak psikologa gittiğim dönemde psikologla da evlilik hakkındaki düşüncelerim söyledim.

  Herkese ilk söylediğimde yüzlerindeki ifadeler ve söyledikleri sözler çok manidardı. O konuya başka bir zaman yazarım inşallah. Bir engellinin evlenmek istemesi bana göre en tabi hakkıdır. 
Ben engelli bir kişiyim farkındayım. Hayatımı devam ettirebilmek istiyorum. Bir engellinin kendi başına mücadele etmesiyle yanında eşi ile mücadele etmesi arasında dağlar kadar fark vardır diye düşünüyorum.

  Bir kişiyle el ele tutum hayatın diğer bir yarısını onunla birlikte yaşamak yön vermek onunla şekillenmesi biçimlenmesi sağlamak gerekir. Evlilik bağımlılıktan kurtulup birlikteliğe atılan ilk adımdır.

  Evlenmek isteyen engelli arkadaşlarıma tavsiyem evinizde  bir odanın içerisinde yaşıyor olsanız dahi düşüncelerinizi isteklerinizi önce ailenize sonra yakın çevrenizde bulunan kişilere sanal ortamda dahi olsun kime ne şekilde ulaşabiliyorsanız rahatlıkla söyleyin.

   Ben on dört şubat sevgililer gününe hitaben on dört soru hazırladım. Umarım katılımı çok yorumların bilgilendirici olur. Yazımı okuduktan sonra düşüncelerinizi yorum kısmında paylaşırsanız sevinirim. 

  Şuan engelli olmasaydım. Engelli bir kişi ile rahatlıkla evlenirdim. Ben engelli bir kişi olduğum için evleneceğim bayanın engelsiz bir bayan olmasını tercih ederim.



  • Arkadaşlar ben bir engelli olarak sorarım size bizler neden evlenmeyelim?
  • Engelliyiz diye engelli biriyle mi evlenmeliyiz?
  • Aileniz ve çevreniz nasıl karşılar?
  • Engelli veya engelsiz olması sizin için önemli mi?
  • Evlilik hakkında neler konuştunuz neler planladınız?
  • Beni mutlu ve huzurlu kılan bir evlilik engelleri aşar mı?
  • Bir elmanın diğer yarı isek ... Bir yarımızı neden başka bir yerlerde bekletiyoruz?
  •  Ağır engelli bir kişi ile sizler evlenmek ister misiniz?
  • Sevdiğinizle evliliğiniz engelleri aştı mı?
  • Engellileri aileleriyle, kederleriyle baş başa gerçekten bırakıyor muyuz?
  • Psikoloji sıkıntısı olan bir engelli ile evlenir misiniz?
  • Ev ortamında yaşayan bir engelli ile evlenir misiniz?
  • Engellilerin üretime katkıda bulunamaması evlilik yolunda bir engel mi?
  • Engellilere sevgi ve saygılı olmak evliliğe atılan ilk adım mıdır?


     Ben yazdıkça konu uzayıp gidiyor. En iyisi bugünkü yazımı sonlandırayım. Ben size on dört tane soru sordum. Lakin bu sorular on dört, yirmi dört diye çoğaltılabilir. Burada önemli olan soru kadar çözüm yolları da önemli diye düşünüyorum. Bu konuda engelli veya engelsiz kişilerin yaşamış oldukları bir süreç var ise onları paylaşmalarını isterim. Hayatımızda sadece sorular yer almasın çözülmüş sorularda yer alsın. Bu sürece katkı sağlamak isterseniz yorumlar kısmında ekleyebilirsiniz. En azından ben kendi adıma bu önerileri, tavsiyeler almak dinlemek isterim. Benimde çorbada bir tuz olsun diyen herkese açık bir blog engelsiz renkler şimdiden çok teşekkür ederim. Bir hafta sonra gelişmeleri ve sonuçları değerlendirip açıklayacağım inşallah.

Hep beraber aşkla, sevgiyle paylaşalım hayatı. 
Sevgi ve saygılarımla...


Abdullah Tığ
Abdullah Tığ

Ben Abdullah Tığ. Ben kimim diye merak edenler için, kendimle alakalı kısa bir bilgi vermek istiyorum. 1980 yılında güller diyarı Isparta'nın yedi renkli doğa harikası olan Eğirdir ilçesinde doğdum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

1. Söz ağacımızın panorama sayfasına vereceğiniz bir söz, yapacağınız bir yorum, paylaşacağınız bir konu, kendinize neler kattığınıza bildirir.
2. İstediğiniz her konuya öz eleştiri yapma hakkınızın var olduğunu sakın unutmayın !
3. Rica ediyorum yorum yapmak için yorum yapmayın.
4. Ben takipteyim ve yorum yapıyorum size de beklerim demenize gerek yok ! zaten arif olan anlar ve gereğini yapar.
5. Kendi özgün yorumunuz sizinle iletişim kurmamızı sağlar.
Saygılarımla.