20 Mart 2016 Pazar

Ne Zaman Ambulansla Bitmeyen 40 Km Yolculuk Yaptım



   Değerli blogger okuyucularım,
  Bugünkü yazımda ambulansla bitmeyen 40 km yolculuğumu anlatmak istiyorum. Artık gün başlamış ve insanlar işlerinde güçlerinde idiler. Hava güneşli, hafif soğuk ve günlerden perşembe idi. Tam da, ilçemizde pazarın kurulduğu gün idi. Her yörenin vardır böyle belli bir günleri... İnsanlar mutfak alışverişini, giyimini, kumaşını yani her türlü ihtiyaçlarını karşılamak için gittikleri pazar yerleri... Çarşı merkezine girerken ambulansla siren çalıyordu, yoğun kalabalık yolu kapatmışlar idi. Siren çalıyor, sireni duyan vurdum duymaz insanlarımız ise, ne geri çekiliyor ne de yol veriyordu... geçip duruyorlar idi araçların arasından.

  Abim önde şoför koltuğunda oturuyormuş, bense abimin oturduğundan habersiz bir şekilde sedyede yatıyordum. Bir anda bağırmasıyla ambulanstan indi ve koşturarak öndeki arabalara gitti. Yolun tıkanmasının sebebi ise meğer benim kaza ettiğim aracın çekici eşliğinde tanıdık bir oto parçacıya götürülüyor olmasıymış. Sorumsuz bir sürücünün arabasını park etmesi yolu daraltmış ve çekici geçememiş. Trafik işlevini yapamıyor idi.

  Neyse ki düşüncesiz vurdum duymaz adam gelmiş, abim adama buraya araba park edilir mi diye söylenirken yolu trafiğe açma çabaları devam ediyormuş. Arabalar yavaş yavaş ilerlerken ambulans da ilerliyordu ama abim gelmemişti, bende ne olduğunu anlamamıştım. Ambulans bir anda durdu, kapı açıldı ve abim hemen ambulansa atlamış kendini. Abim bir yandan da bağırıyor, sağa sola  söylenerek küfür ediyordu. Bir an onu bırakıp gidiyoruz sanmıştım.



  Çarşı merkezinden çıkmıştık. Tam Miskinler yokuşuna gelmiştik ki yol çalışmaları vardı. Trafik yavaş yavaş ilerliyor, siren çalıyordu. Sağa arabasını çekme zahmetine girmeyen bilgisiz ve cahil şoförler ve sorumsuz kişiler sanki bir araya gelmiş. Yol bazı yerlerde gayet iyi idi ve hızlı bir şeklinde gidiyorduk. Zaman zaman kısa süreli de olsa yol yavaşlıyordu.

  Neyse ki, ilin girişine gelmiştik ve orada da dört yol ışıkları çıkmıştık. Herkes durmuş ama yol veren yok idi. Işık kırmızı, şoförler ondan daha kırmızı... sanki herkes yeşil rengi görmüyor ve bilmiyordu. Kendi aralarında konuşuyorlardı sorumsuzca. Abim bir anda kendini aşağı attı... bir yandan feryat yakın bağırıyordu... arabaları kenara almaları için müdahale ediyor ve ambulans için yol açıyordu.

  Oradan geçtik, hastaneye geldik, orada da polikliniğin önü arabalarla dolu idi, hemen orada ambulansa yer açıldı. Sedyeden indirilme esnasında iken, buradan giriş yok, tadilat var yandan gireceksiniz denildi. Bir daha ambulansa bindirildim ve biraz sağda, ilerideki girişten hastaneye sonunda girebilmiştik. Böylelikle ambulansla bitmeyen 40 km yolculuğumu yapmış olduk.

                                               

Abdullah Tığ
Abdullah Tığ

Ben Abdullah Tığ. Ben kimim diye merak edenler için, kendimle alakalı kısa bir bilgi vermek istiyorum. 1980 yılında güller diyarı Isparta'nın yedi renkli doğa harikası olan Eğirdir ilçesinde doğdum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

1. Söz ağacımızın panorama sayfasına vereceğiniz bir söz, yapacağınız bir yorum, paylaşacağınız bir konu, kendinize neler kattığınıza bildirir.
2. İstediğiniz her konuya öz eleştiri yapma hakkınızın var olduğunu sakın unutmayın !
3. Rica ediyorum yorum yapmak için yorum yapmayın.
4. Ben takipteyim ve yorum yapıyorum size de beklerim demenize gerek yok ! zaten arif olan anlar ve gereğini yapar.
5. Kendi özgün yorumunuz sizinle iletişim kurmamızı sağlar.
Saygılarımla.