20 Mart 2016 Pazar

Bir Psikologa Gitme Hikayesi


    Engelli bir birey olarak yıllar önce yaşam şeklimin değişmiş idi. Sorunların ve problemlerin üst üste gelmesi ile karışıklıklar ve belirsizlikler içerisinde yaşarken, kendimi freni boşalmış yokuş aşağı inen bir kamyon gibi bırakmıştım. Artık hiç düşünmeden ve sorgulamadan sadece yaşıyordum. Ara sıra bu durumun beni rahatsız ediyordu. Kendime ve aileme daha fazla zorluklar ve sorunlar çıkarıyordum.

     Bu ruh halim benim ve ailem için de kolay değildi. Bir de maddi ve manevi zor günler yaşamaya başlamıştık. Kendi iç sesim artık bir şeyler yapabileceğimi söylüyordu. Kendine ve çevrene faydalı olmalısın ve yaşamış olduğun tecrübeleri, bilgileri, duyguları doğru ve olumlu bir hayat sürdürebilmek için kullanmalısın gibi… Bu ruh halinden çıkıp yeni bir yaşam biçimi oluşturmam için, kendime bazı sorular sordum. Şimdiye kadar neler yaptım ve neleri yapamadım?

  Önce bunları belirledim. Doğru ve net kararlar alabilmem için düşünmeye başladım. Birde yapabileceğim çok şeyin olduğunu ve bunları da ruh halime göre yapamadığımı fark ettim. Başarılı olduğum alanlarda daha gelişirken, istemediğim şeyleri yapmadığımda ise gelişemediği mi ve aynı noktada durduğumu veya gerilediğimi fark ettim.

   Daha aktif olabilmek için sahip olduklarımı ve olanaklarımı dikkatli bir şekilde incelemeye başladım. Yeteneklerim, becerilerim ve düşüncelerim arasında bir bağlantı kurmaya çalışıp ön yargılı davranmadan, objektif kararlar almaya çalışıyordum. Önemsemediğim veya görmezden geldiğim birçok şeyler olduğunu gördüm. Onun için hep bir şeyler eksik oluyordu…

  Hiç düşünmeden ve denemeden yapmadığım şeyleri düşündüm… Benim için söylenen tavsiyeleri, önerileri zihnimde bir süzgeçten geçirdim. Bir odanın içinde 8 senedir nasıl yaşadığımı ve bu zaman zarfı içinde hiç bir aktivite yapmadan yaşadığımı fark ettim. Peki, neler yapabilirdim?

  Daha önce yaşamış olduğum sorunlar, zorluklar ve problemler vardı. Bundan sonraki yaşam biçimimde de muhtemelen yine onlara benzer veya aynı sıkıntıları yaşayacağım olasılığı vardı. Engelli bir birey olarak çok şeyler yaşamıştım ve de hayat devam ediyordu. Öncelikle, günlük verimimi artırıp kendi odam içerisinde değişiklikler yapmaya ve ihtiyacım olan eşyaları almaya başladım. Sonra onları elimin uzanabileceği yerlere koydum. Hayatımın yeni dönemi için almış olduğum kararları ve tercihleri gerçekleştirmeye başladım.

  Temel düşüncelerim ve stratejilerim netleşmişti… Bunlar: olaylar karşısında kontrollü olmak, sorgulamak, düşünmek, araştırmak, ön yargılı davranmamak, karışıklıklar ve şaşkınlıklar yerine üretmeye yardımlaşmaya, paylaşmaya, bilgiye, öğrenmeye, sorgulamaya ve insan olarak var oluşumuzun bize sunduğu inançlar doğrultusunda yeni maceralara atılıp hedeflerimi gerçekleştirmek idi.
Kendime zaman ayırmaya başlamıştım. Sessiz ortamlarda aldığım kararlar sanki neler yapmam gerektiğini söylüyor idi. Sorunlar karşısındaki çözme yeteneğimi tekrar kazanmaya ve geliştirmeye başlamıştım. Konumum ve durumum gereği engelli bir birey olarak yaşamam gerekmekte ve bunun içinde üretken bir kişi olabilmeliyim.

   Bunun içinde tek yönlü bir bakış açısından bakmamaya ve bütün olasılıkları düşünüp geniş bir perspektiften bakmaya çalışıyordum. Evet, yeni temel düşüncelerim netleştirmiş ve bunları  yapmaya başlamıştım. Peki bunlar nelerdi?

 1) Öncelikle aile içerisindeki ilişkileri geliştirmek.
2) İkili ilişkilerde ve sosyal çevremdeki ilişkilerimde daha aktif olmak.
3) İş hayatımda yapabileceklerimi belirlemek.
4) Sporu çok sevdiğim için, masa tenisi oynamak gibi sportif girişimlerde bulunmak.
5) Evde yatmak yerine dışarıya çıkıp sosyal olabilmek.
6) Kitap okumak, kitap yazmak ya da bir misyon olarak engelliler hakkında site kurmak (bunun yerine kendime blog açtım.)
7) Evde yapabileceğim bir iş var mı diyerek araştırmalarda bulundum.
8) Sevdiğim kişilerle görüşmek için bir telefon almıştım ve onlarla telefonla görüşebiliyordum.
9) Manevi inançlarımı doğru bir şekilde yaşayabilmek.
10) Psikiyatri ve psikolog arasındaki farkları öğrendim.
11) Engelli arkadaşlarımızdan psikiyatriye veya psikologa gidenlerin yazılarını okudum.

  Yukarıda söylemiş olduğum işlerden %90' nı yapmıştım. Bir gün içerisinde öyle farklı şeyler yaşıyordum ki, yeni şeyler öğreniyor ve kendim hakkında birçok şeyler keşfediyor ve keşfettikçe daha çok mutlu oluyordum.

  Kendimi daha fazla geliştirmek adına ve ruh hallerimi kontrol altına almak ve daha fazla şeyler yapabilmek adına psikiyatriye ve psikologa gitme kararı aldım ve bu düşüncemi ailemle paylaştım ve terapiye başladım. Fizik tedaviyi yeniden başlamak istediğimi de ailemle paylaştım. Ve şimdi fizik tedaviye başladım. 

  Yapmış olduğum tüm bu girişimler, eylemler ve planlar psikologa gitme kararını vermemde yardımcı olmuşlardı. Sizlere tavsiyem önce kendinizi sevmeniz ve sonrasında çevrenizdeki bütün kişileri sevmenizdir. Bulunduğunuz durumdan ve ruh halinizden ancak sizi yapmış olduğunuz davranışlarınız, düşünceleriniz, fiziksel belirtileriniz, belirler.

   Doğru ve olumlu düşünerek eylem planları yapabilirsiniz. Hayatınızdaki güçlükleri ve zorlukları ise cesur, sabırlı, azimli olarak doğru bilgiler yardımıyla kararlar vererek aşabilirsiniz ve aşabiliriz.

  
Abdullah Tığ
Abdullah Tığ

Ben Abdullah Tığ. Ben kimim diye merak edenler için, kendimle alakalı kısa bir bilgi vermek istiyorum. 1980 yılında güller diyarı Isparta'nın yedi renkli doğa harikası olan Eğirdir ilçesinde doğdum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder


1. Engelsiz renkler kişisel web yolculuğunun kuruş amacı iletişimi yazarak, konuşarak ve deneyimlerimizin birimi sonucunda doğru bilinen yanlışlıkları hep beraber görmemize sağlamasıdır.
2. Söz ağacımızın panorama sayfası etkinliğinin kuruşu amacı ise kendinize vereceğiniz bir söz, paylaşacağınız bir konu, yapacağınız bir öz eleştiri, kendinize neler kattığınıza bildirir.
3. Sevdiğiniz veya sevmediğiniz her konuya dilediğiniz ölçüde öz eleştiri yapma hakkınızın var olduğunu sakın unutmayın !
a. Kendi özgün yorumunuz sizinle iletişim kurmamızı sağlar.
b. Rica ediyorum yorum bölümüne veya özelden ben size takibime aldım size de blog sayfama beklerim demenize gerek yok !
c. Karşılıklı yorum yapalım, takip edelim hem gelişimimizi hem de büyümemizi katkı sağlayalım demenize gerek yok ! Tanımak, iletişim kurmak ve okuma isteği olanlar zaten gereğini yapar.
d. Demem o ki ilk önceliği blog sayfası olanlara, takip etmek için takip edenlere, yorum yapmak için yorum yapmaya arzulayan veya başka bir düşüncesi olan kişilerle mümkün oldukça iletişime geçmiyorum.
e. Böyle düşüncesi olanlara saygı duyuyorum ! Kendi adıma kusura bakmayın diyorum ! Belkide blog dünyasında böylelerine ihtiyaç vardır onu bilemiyorum ! Herkese blog yaşamında başarılar diliyorum.
Saygılarımla.