20 Mart 2016 Pazar

La Tahzen


Salı günü hastaneye fizik tedavi ve rehabilitasyon için gitmiştim. Hastaneye giderken her zaman cep telefonumu kapatır öyle giderim. Hastaneden eve geldiğimde müsait olduğum zaman cep telefonunu elime alır arayan soran veya mesaj yollayan var mı diye bakarım. Sonra arayan soran varsa, o kişilere ulaşmaya çalışırım.

O gün cep telefonumu açtığımda teyzem oğlunun mesaj yollamış olduğunu gördüm. Kendisi belli günlerde ya da arada bir mesaj yollar, hal hatır sorar. Yine o mesajlarından bir tanesini yollamış... Bana yollamış olduğu bu mesaj beni hem sevindirdi hemde düşündürdü. Düşünce seli ile kaç okyanusları geçtim bilmiyorum.

Bu anlamlı olduğunu düşündüğüm mesajı sizlerle de paylaşmak istedim. İçinde bulunduğumuz bu zaman dilimi içerisinde sizler de bir okyanus gezintisine çıkarsınız. Evet gelelim şimdi  teyzemin oğlunun yolladığı mesajın içeriğine... Buyurun hep beraber okuyalım...

Mevlânâ'nın türbesinin girişinde bu manalarda şu beyt vardır:

Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün, düşmanı sevindirir, dostunu üzer, haset edenin diline düşürür.

Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün, kaybolanı geri getirmez, öleni diriltmez, kaderi değiştirmez, hiçbir fayda getirmez.

Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün sinirleri yıpratır, kalbini yorar, gecelerini mahveder.

Lâ tahzen / Üzülme..
Eğer günah işlediysen tövbe et, istiğfarda bulun, yanlış yaptıysan düzelt, O'nun rahmeti sonsuz, kapısı hep açıktır.

Lâ tahzen / Üzülme..
Kaybettiğin şey için üzülme çünkü daha pek çok nimetlere sahipsin. Allah'ın sana bahşettiği diğer nimetleri düşün ve şükret. Allah Teala, "Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız buna güç yetiremezsiniz" buyurmuyor mu?

Lâ tahzen / Üzülme..
Ehli batılın sözlerinden dolayı üzülme, onların tenkitlerine sabrettiğin sürece mükafatlandırılacağını unutma.

Lâ tahzen / Üzülme..
İnsanlara ihsanda bulunduğun sürece üzülme. Çünkü mutluluğun yolu insanlara ihsanda bulunmaktan geçer.

Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü iyiliğin mükafatı on mislinden yedi yüz misline, kötülüğün karşılığı ise sadece mislince

Lâ tahzen / Üzülme..
Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.

Lâ tahzen / Üzülme..
Hakk'ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır.

Lâ tahzen / Üzülme..
Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali r.a.)

Lâ tahzen / Üzülme..
İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi.

Lâ tahzen / Üzülme..
Karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor. Sonra bu muhtemel sonuca kendini alıştır, ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun. "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" ayetini tedebbür ederek bu hali sakin bir şekilde iyimser bir tabloya dönüştürmeye bak.

Lâ tahzen / Üzülme..
Şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. Biraz daha açarsak; Sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. Ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. Yani ânı yaşa.

Lâ tahzen / Üzülme..
"İnne maal usri yüsran / Her zorlukla birlikte kolaylık vardır." Yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır!.. Bir başka ifade ile; kolaylık; zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!..

Lâ tahzen / Üzülme.. Cennet Var

Cep telefondan mesajı içerik için yazarken dayanamayıp bir kaç kez daha okudum ve umarım sizde okuyunca beğenmiş sinizdir. Mesajı ilk okuduğumda kendi kendime bazı sorular sordum... Hayatın belli dönemlerine yaşamış olduğum süreçlere gidip, beyin fırtınası içerisinde bir yelken açıp dolaşırken zamanında benimle birlikte ilerlemiş olduğunu fark ettim. Saat çok çabuk geçmiş. Aylardan ramazan ayı saate baktığımda iftar vaktine on beş dakika kalmış olduğunu gördüm.

Abim çarşıdan eve geldi ve Abimle biraz sohbet ettik. Sonra iftar topun atılmasına ve oruç tutanların iftarlarını açılmalarına üç dakika varken, sosyal paylaşım sayfalarından bir tanesini bakayım dedim.

Sayfayı açtığım ilk sırada çok sevdiğim ve benim için çok değerli olan bir abimin paylaşmış olduğu bir yazıyı okudum. Mesleği hakkında bir veda, bir teşekkür birazda hüzünlü duygusal bir yazı paylaşmıştı. Bende bu durumu tam anlamamış olsam da olumsuz bir durumun oluştuğunu an itibari ile hissetmiştim.

Top atılmış ve ezan okunuyor idi... Babam, annem ve abim mutfakta iftarını açmak için yemeklerini yiyorlardı. Ben ise odamda üzüntülü bir şekilde yatağımda bekliyordum. Abim yemeğini yedikten sonra odama geldiğinde görmüş olduğum paylaşımı onunla da paylaşmayı düşündüm. Biraz daha bekledikten sonra, abim odama geldi ve konudan ona da bahsettim.

Telefonla aramak istediğimi söylediğimde abim kendi cep telefonunu verdi ve buradan konuş dedi. Bende cep telefonu aldım, aradım. Çok değer verdiğim ve saygı duyduğum abimle konuşmuş ve hal hatır sormuştum. Sonrasında paylaşmış olduğu yazıyı sordum. Mesleği ile rotasyona uğradığı, haksız bir durumla karşılaştığını ve bunun içinde duygulandığını ve böyle bir paylaşımda bulunduğunu söyledi.

Ben ve abim konuşmamızda üzüldüğümüzü ilettik ve duygularımızı paylaştıktan sonra görüşmek üzere konuşmamızı bitirdik. Abim ve ben biraz daha konuştuk ve mesleğini icra eden bir kişiyi yerinden düzeninden olmasından duygulandık.

Bulunduğu ortamdaki kişilere rehber olan ve onları hayat boyu neler yapabileceklerini anlatan değerli bir kişinin bulunduğu çevreden bir fidan gibi koparılması hangi lisana sığar. İlişkileri iyi olan ve herkes tarafından sevilen sayılan böyle değerli kişiler kolay kolay yetişmediği söylemek istiyorum.

Maalesef ki, böyle kendini yetiştirmiş kişilerin mükafat yerine rotasyon adı altında sanki cezalandırırcasına yerleri değiştirilmiştir. Moral, motivasyon, çalışma azmi isteğinin elinden alınır gibi nasıl git başka yerde çalış denir? Böyle bir anlayışla ve sistemle karşı karşıya kalmayı kim ister?



Abdullah Tığ
Abdullah Tığ

Ben Abdullah Tığ. Ben kimim diye merak edenler için, kendimle alakalı kısa bir bilgi vermek istiyorum. 1980 yılında güller diyarı Isparta'nın yedi renkli doğa harikası olan Eğirdir ilçesinde doğdum.

4 yorum:

  1. Mevlana'nın her biri yola tutulan ışık gibi rehber öğretilerinden birini hatırlattınız, hepsi ayrı ayrı evet bu tam ben dedirtiyor insana. Aynı dünyadayız, aynı yollardan farklı zamanlarda da olsa geçiyoruz/geçeceğiz. O zaman kavga niye? Nefs ve imtihan sırrı. Hiç bir şey sahipsiz değil, hiçbir şeye sahip de değiliz. Sadece nefsimizin yönetimi elimizde o da bir direksiyon, nereye çevirirsek bizi oraya götürecek. Hakikatler kimseyi acıtmayacak, ayrıştırmayacak kadar şeffaf ve tarafsız. Hatırlamaya ihtiyacımız var, sık sık...

    YanıtlaSil
  2. Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Yüreğimize sağlık. Tamda bu günlerde rehber olacak ışık olup her bir yere aydınlatacak değerlerimize ihtiyacımız var. Yeter ki direksiyonu doğru tutalım.
    Sevgi ve Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  3. Allah razı olsun paylaşımınız çok güzel.

    YanıtlaSil
  4. Sizden de Allah razı olsun. Beğenmiş olmanıza sevindim.
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil

1. Söz ağacımızın panorama sayfasına vereceğiniz bir söz, yapacağınız bir yorum, paylaşacağınız bir konu, kendinize neler kattığınıza bildirir.
2. İstediğiniz her konuya öz eleştiri yapma hakkınızın var olduğunu sakın unutmayın !
3. Rica ediyorum yorum yapmak için yorum yapmayın.
4. Ben takipteyim ve yorum yapıyorum size de beklerim demenize gerek yok ! zaten arif olan anlar ve gereğini yapar.
5. Kendi özgün yorumunuz sizinle iletişim kurmamızı sağlar.
Saygılarımla.