21 Mart 2016 Pazartesi

Haftanın Blog'u Kalbimden Geçenler


   Mimin ne olduğunu düne kadar bilmiyordum. Mim etkinliğini öğrenmemle ''Haftanın Blogu'' seçilmem hemen hemen aynı zaman içerisinde oldu. Bloggerlar dünyasında tanınan bir blog olmadığım için benim mim alabilme sansım yoktu. Sağ olsunlar Semih Keçeçioğlu ve Cafe Tigri beni ''Haftanın Blogu'' seçtiler.

  Buradan değerli blogger dostlarıma şükranlarımı yolluyorum. Blog yazarlığı yolunda başarılar diliyorum.Beni ''Haftanın Blogu'' seçerek mim dünyasına ve mimlemeye teşvik etmiş oldular.
Keyif alarak mimleyeceğim blogu seçip yazımı yazıyordu. Ta ki gribal enfeksiyon olunca kadar ne yazık ki, titreye titreye mimleyeceğim blog arkadaşımın yazısını yapamadım. Tekrar herkesten özür diliyorum.

  Hemen mimleyeceğim Blog arkadaşımı açıklamak istiyorum. ''Haftanın Blogu'' Kalbimden Geçenler'' mim keşif etkinliğinde mimliyorum. Blogunu kendi blog sayfamın sağ üst köşesinde misafir edip tanıtmaya çalışacağım.



   Neden ''Kalbimden Geçenler'' Blogunu seçtiniz derseniz. Mim etkinliğinde blog yazan engelli bir arkadaşlarım olursa onlara seçeceğim belirtmiştim. Ayrıca engelli ve engelli yakınlarına, engelli dostu olan bloglara yer vereceğimi daha önceki yazımda da yazmıştım.

   Benimde yeni tanışmış olduğum severek ve keyif alarak blogunu takip ettiğim  '''Değerli Didem Engin'' arkadaşım sizlere tanıtmak istiyorum. Kişisel bir blog olarak yazılarını bizlerle paylaşıyor. Yazıları samimi, özgün içerikli, akıcı neşeli güzel paylaşımlar yapıyor. Sizlerinde Didem Engin arkadaşımızı ve blogunu tanımanızı tavsiye ediyorum.

   Ayrıca Didem Engin arkadaşıma da burada bir tavsiye de bulunmak istiyorum. Engelli yaşamında yaşamış olduğu tecrübeleri, bilgileri, tavsiyeleri, önerilerini dinlemek isterim. Hem kendisi için hemde blogunu ziyarete gelen kişilerin onu daha iyi tanımalarını yardım olur diye düşünüyorum. Tabi ki sana kalmış belki başka bir düşüncen vardır. Paylaşım yapıp yapmamak sana kalmış. Her türlü düşüncene saygı duyuyorum.

   Kendisini şu şekilde tanıtıyor. Efendim ben deniz hayatı , kendini çok seven biriyim , dilimden şükür hiç eksik olmaz , hiç isyan etmeden haline hiç sızlanmadan büyüyen bir insanım , sadece yapmak istediklerimi istediğim o anda yapamamak ve gezmek istediğim her yere her zaman gidememek içimi biraz buruk hissetmiştir o kadar.. Ve en büyük hayallerimin başını çeken bir yerden bahsedeceğim , " Hindistan " ben koyu bir Hindistan severim harika manzaraları ile , çeşitli eğlenceleri , festivalleri ile adeta büyüler beni ve bir o kadar da koyu bir Hint müziği , Hint filmleri hayranıyım eğer hiç izlemediyseniz hayatınızda bir kez dahi olsa bir Hint filmi izlemenizi tavsiye ederim , hele bazı filmler var ki insanı adeta kendine büyülüyor. :) Hindistan denince akıllara ilk gelen aayy çok pis bir ülke çokta fakirmiş oluyor genelde , bunları okuyup  duyduğum bir çok kez şaşırmışımdır.!!

    Böylelikle soruları sorma ve cevaplama zamanı geldi çok şükür. Gelin hep beraber okuyalım.

1- Bir engelli gördüğünüz de ilk düşündükleriniz nelerdir ?

   Ev ortamı ve evi engelli için uygun mu? Evinde yatmış oldu yatak nasıl? Havalı yatak kullanıyor mu? Tekerlekli sandalye için minder kullanıyor mu? Evinden tekerlekli sandalye ile rahatlıkla girip çıkabiliyor mu?

   Tekerlekli sandalyesi veya akülü sandalyesi ile binip inebileceği özel donanımlı bir aracı var mı? Engellinin kendine ait özel donanımlı bir aracı var mı?  Sosyal yaşamında aktif mi?



   Kendine ait bir işi var mı? Özel veya devlet kurumlarında rahatlıkla çalışabiliyor mu? Engelli bir kişinin evi ile sokağı arasındaki yollar bütün engelli vatandaşlarımız için uygun mu?

  Engel durumu nedir? Hobileri nelerdir? Yapmak istediği bir düşüncesi bir hayali var mıdır? Hayallerini ve istediklerini yapabildi mi? İstek ve arzuları çevresi tarafından ne kadar ilgi gördü. Kendi istek ve arzularını rahatça bir başkasına aktarabiliyor mu?

  Sağlık güvencesi var mı? Sonda kullanıyor mu? Kendi ihtiyaçlarının ne kadarını kendi başına yapabiliyor?  Banyo ortamı engelliye uygun mu? Yatak yarası var mı? Kullandığı bir cihaz var mı? Her hangi bir psikolojik sorun yaşadı mı? Ruhsal olarak bir profesyonel destek aldı mı? Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Tedavisi gördü mü? Fizyoterapist ile çalışma imkanı oldu mu? Evli olup olmadığı gibi bazı düşünceler hemen zihnimde canlanıyor.

   2- Bir engelli en çok ruhsal olarak desteği kimden alır?

   En çok desteği annesinden alır. Bir engellinin annesine verilen destek aile içinden geliyorsa o engelli çok şanslıdır diye düşünüyorum. Bir engellinin annesine, çevresi tarafında destek veriliyorsa o engelli çok şeyleri başarmıştır ve başarılarına bir yenisini ekleyecektir diye düşünüyorum.

   3- Travma yaşayan bir hastaya tedavi edebilecek profesyonel hekim ve psikolog var mıdır?

    Aslında doğruyu söylemek gerekirse ''Profesyonel'' kelimesini tırnak içine aldığımda tedavi için profesyonel hekim ve psikologlar hastalarını tedavisinde önemli rol oynuyorlar. Bundan dolay var olduğunu söyleyebilirim. Böyle donanıma sahip hekim ve pskilogların tedavi süreçlerinde başarılı olmaları yüksektir.

   (Pro) (fes) (yo) (nel) hekim ve psikologlar tabi ki hastalarına tedavi edebilirler.Burada önemli olan doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişinden mi tedavi aldığınız önemlidir. Tedavinin sonucunda hastanın da katkıları yadsınamaz.

   Yani profesyonel kelime anlamıyla baktığımızda her hastanede, her yerde bulunabilir.Profesyonelin içeriğine baktığımızda tedavi yapabilecek kişi sayısının çok az olduğu söyleyebilirim.

   4- Bir engellinin ailesi profesyonel bir yardım almalı mıdır?

   Kesinlikle almalıdırlar. Burada iki tane tedavi söz konusudur.

  Birinci durum doğumdan sonra engelli olan bir bebeğin anne babası ve varsa başka çocuklarına verilebilecek tedavilerdir.
  İkinci olarak sonradan engelli olan çocuklarının anne babası ve diğer aile üyelerine verilen tedaviler olmalıdır.

   Ebeveynlerin bir birlerine destek olmaları önemli bir unsurdur. Engelli çocuğun hem ruhen hemde fiziken sağlıklı ve huzurlu bir ortam da yaşamalarının ilk önceliğidir diye düşünüyorum.

   5- Engellilerin ulaşabilir konusunda yaşadığı zorluklar nelerdir?

   Yolların, kaldırımların, apartmanların, özel ve devlet kurumlarının, otobüslerin vb. yerlerin hala bir engelliye uygun şekilde yapılmaması. Engelliye uygun olarak yapılan yerlerin engelliler için çile yolu haline gelmesi. Bir de vatandaşlarımızın çıkarmış oldukları zorluklar vardır.



   6- Engelliler üretime katkı sağlayabiliyor mu?

Engelliler derken evden dışarıya çıkamayan engelliler aklıma geliyor. Evden dışarıya çıkan bir yerden bir yere gidemeyen engelliler nasıl katkı sağla bilirler üretime katkı diye düşünüyorum.

  Evden dışarı çıkabilen engellileri de üretime katkı amaçlı değil ayak işlerinde pozisyon verilip çalıştırılıyor.

  Bir engellinin engeline ve durumuna ve üretime katkı sağlamak amaçlı çözüm odaklı bir iş sahaları hala mevcut değil.

   7- Sosyal güvenlik bakanlığı bir engellinin ihtiyaçlarını ne kadarını karşılıyor?

   Bir engelli veya engelsiz bir kişi için kısaca bir örnek vermek istiyorum. Çeşitli sebeplerden dolayı ilaç kullanan milyonlarca vatandaşımız var. Devamlı kullandığımız bir ilacı devlet rapor çıkarmamızı söylüyor. Bir kişi birden fazla ilaç kullanıyor diyelim.

   Mesela ben kendimden bahse deyip üç farklı rapor yazdırıyorum. Ailemde annemde iki tane rapor yazılıyor ne yaptı? Beş tane rapor devlet baba diyor ki rapor çıkarırsan hiç bir ödeme yapmayacaksın.
İlaç almak için eczaneye gittiğimizde her ilaç için ayrı bir ödeme yapılması gerektiğini söyleniyor.

   Muayene katkı payı, eczane katkı payı, reçete katkı payı olarak alınıyor. Bu sadece ilaçta uygulanan sistem. Engellinin ihtiyacının binde biri bile değil. Yani sosyal güvenlik bakanlığı engellinin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalıyor.

   8- Bir engelli siyasi partilerin desteğini hissediyor mu?

  Kendi adıma konuşursam on altı yıllık engelli yaşamımda bir siyasi partinin desteğini hissetmedim.  
Yalnız televizyonlarda siyasi partilerinin seçim zamanlarında yapmış oldukları vaatlerde hissedebiliyorum.

   Seçim sonrası yalancı bir bahar gibi hislerim geriye dönüyor. Verilen vaatler yerine getirilmeyince benim baharımda bitiyor. Birde engelliler gününde bir engelli arkadaşımızla beraber çekilmiş bir fotoğraf karesinde yer aldıkları zaman hissedebiliyorum. 

   9- Omurilik ameliyatı sonrasında fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin başlaması ne kadar önemli bir hayati önem taşıdığı biliyor musunuz?

   Evet, kısaca söylemek gerekirse omurilikte sinir tahribatı şu şekilde olabiliyor zedelenme, sinir kopması, kesi yada omurilikte ödem veya tümör oluşumundan gerçekleşen durumlar olabiliyor. Fizik tedavi ve rehabilitasyonu erken başlayan kişilerin hasar duruma göre iyileşme durumları söz konusudur.

   Tabi burada omuriliğin almış olduğu tahribat tedavi sürecinde belirli bir rol oynuyor. Sinir ile beyin arasındaki iletişim kesildiğinde beyin o bölge için kontrol hakimiyetini kaybediyor. Vücudun o bölgesi organları uzuvları çalışamaz görev yapamaz hale geliyor. Fizik tedavi ve rehabilitasyon tedavisi aldığımızda fizyoterapistin uygun gördüğü tedavi şekli uygulanır. İki çeşit tedavi şekil vardır.

   Birincisi manüel tedavi. (el ile yapılan egzersiz ) İkincisi cihaz ile yapılan tedavi şekilleridir.

  Omurilik vakıalarında fizik tedavi rehabilitasyonu tedavisiyle o bölgedeki sinirin üzerindeki basınç altında olan dokular zamanla kendini tamir edebiliyor.

   Tabi ki omurilik tedavisinde kesin olarak bir şey söylemek mümkün değildir. Hemen iyileşir diye bir şey yoktur. Ben on altı yıldır omurilik zedelenmesi sonucu hala omurilik felçlisi olarak yaşıyorum.

  Fizik tedavi rehabilitasyonun çok faydasını gördüğü söyleyebilirim. Kas, eklem,kemik iskeletinin korunması veya geliştirilmesi açısından çok önemlidir. Emeği geçen değerli fizyoterapistlerimi sizin aracılığınızla şükranlarımı yolluyorum. Özellikle Fizyoterapist Banu Ablacığıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Emeklerine sağlık, ellerine sağlık.

   10- Engelliyiz diye engelli biriyle mi evlenmeliyiz?

   Engelli bir kişi istediği bir kişiyle rahatlıkla evlenebilmeliler. Toplumumuz da yayın olan davul bile dengi dengine çalar anlayışı. Engelli olan bir kişinin önüne engeller koymaktadır. Ben bir engelli olarak engelsiz biriyle evlenmek isterim.

    Başka bir engelli arkadaşım engelli veya engelsiz bir kişiyle evlenebilir buna da saygı duyarım. Bir birlerini sevip sayıyorlarsa veya aşık oldularsa mutluluklarını şahit olmaktan daha güzel ne olabilir.

Blog dostlarım isterseniz bu mimi sizlerde yapma bilirsiniz. Yeni tanışmış olduğum blog dostlarım sizlere de ''Haftanın Blogu'' etkinliğinde görmek isterim. İsteyen herkese mimliyorum. :) Konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum.

Sevgi ve saygılarımla.

Gelelim Mimlediğim Dostlarıma

1. http://kalpdenkaleme.blogspot.com.tr/ Didem Engin / Kişisel Blog
2. http://jiyanhejaye13.blogspot.com.tr/ / Kişisel Blog
3. http://ihtiyarhafizingunlugu.blogspot.com.tr/ / Kişisel Blog
 4. http://www.eceevren.com/ Ece Evren / Kişisel Blog
5. http://sudagidan.blogspot.com.tr/ Bize Her Yer Okul / Kişisel Blog
6. http://semihkececioglu.blogspot.com/ Semih Keçeçioğlu / Kişisel Blog
7. http://tigrisdriver.blogspot.com.tr/  Cafe Tigrisdriver / Kişisel Blog
8. http://www.blogluyorum.net/ Gökçe Bağtır / Kişisel Blog
9. http://korefenomeni.blogspot.com.tr/ Must see FTM's world / Kişisel Blog
10. http://yesimcayiroglu.blogspot.com.tr/ Yeşim ÇAYIROĞLU / Kişisel Blog





Abdullah Tığ
Abdullah Tığ

Ben Abdullah Tığ. Ben kimim diye merak edenler için, kendimle alakalı kısa bir bilgi vermek istiyorum. 1980 yılında güller diyarı Isparta'nın yedi renkli doğa harikası olan Eğirdir ilçesinde doğdum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder


1. Engelsiz renkler kişisel web yolculuğunun kuruş amacı iletişimi yazarak, konuşarak ve deneyimlerimizin birimi sonucunda doğru bilinen yanlışlıkları hep beraber görmemize sağlamasıdır.
2. Söz ağacımızın panorama sayfası etkinliğinin kuruşu amacı ise kendinize vereceğiniz bir söz, paylaşacağınız bir konu, yapacağınız bir öz eleştiri, kendinize neler kattığınıza bildirir.
3. Sevdiğiniz veya sevmediğiniz her konuya dilediğiniz ölçüde öz eleştiri yapma hakkınızın var olduğunu sakın unutmayın !
a. Kendi özgün yorumunuz sizinle iletişim kurmamızı sağlar.
b. Rica ediyorum yorum bölümüne veya özelden ben size takibime aldım size de blog sayfama beklerim demenize gerek yok !
c. Karşılıklı yorum yapalım, takip edelim hem gelişimimizi hem de büyümemizi katkı sağlayalım demenize gerek yok ! Tanımak, iletişim kurmak ve okuma isteği olanlar zaten gereğini yapar.
d. Demem o ki ilk önceliği blog sayfası olanlara, takip etmek için takip edenlere, yorum yapmak için yorum yapmaya arzulayan veya başka bir düşüncesi olan kişilerle mümkün oldukça iletişime geçmiyorum.
e. Böyle düşüncesi olanlara saygı duyuyorum ! Kendi adıma kusura bakmayın diyorum ! Belkide blog dünyasında böylelerine ihtiyaç vardır onu bilemiyorum ! Herkese blog yaşamında başarılar diliyorum.
Saygılarımla.